Bildiğiniz üzere Anayasa Mahkemesi Aralık ayında Passolig ile ilgili gerekçeli kararını açıklamıştı, davaya bakan Ankara 16. Tüketici Mahkemesi ise kararını Mart ayında verecek. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararında çelişki görürse tekrar Yüksek Mahkeme'ye 'Kararlarınız ne anlama geliyor?' diye de sorabilir. Yani görünen o ki bu pilav daha çok su kaldıracak! Hal böyleyken jakoben bir tavırla hayatımıza giren Passolig’i tartışmayı sürdürmemiz gerekirse...


Passolig ekonomi politik bir yasak aşkın meyvesi ve daha önce de söz ettiğim gibi spor kamuoyunda yeterince tartışılmadan hayatımıza birden girdi. Bu konuda spor basınının da sorumluluğu ve haliyle suçu yok değil. Basının (kimi zaman maddi kimi zaman politik kaygıyla kutuplaşarak da olsa) rasyonel tartışma zemini yaratmadan bu sistemin yerleşmesinin sebebi olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Türkiye’de futbol kültürünü kendine dert edinerek kalem oynatan yazarları tenzih ederek söylüyorum; bu süreçte konuşulanlar maalesef hamasetten ileri gidemedi.


Futbolun öznesi kabul edersiniz ki taraftardır. Bu konuda öncelikle ve özellikle taraftarların görüşleri ve kaygıları dikkate alınmalıydı. Her bireyin veri güvenliği endişesi olması en doğal hakkıdır ve bir bankanın müşterisi olması her bankanın müşterisi olmak isteyeceği anlamına gelmez. Tüm bunların dışında zaten futbol anlık heyecandır. Her daim planlı olmaz, stadyumun önünden geçerken işportacıda gördüğün atkılar ilgini çeker ve girmek istersin kapıdan. İşte bu heyecanın arasına giren ve taraftarı sıkan asıl şey gereksiz bürokrasi. Ayrıca sistemin vaad ettikleri de gerçekleşecek gibi değil. Deplasman yasakları, karaborsa ve saha kapatma cezaları hala sürüyor.

***

Futbolda oturtulamayan sistem sorununun sebebi, politikanın futbola doğrudan müdahalelerle görünen ama dillendirilmeyen etkisidir. Süper Lig’in isim sponsoru Spor Toto, Kupa’nın Ziraat Bankası, Birinci Lig’in PTT. Stadyumların finansı devlet bütçesinden karşılandığı gibi futbolun maddi yapısının büyük bir bölümü devlet eliyle karşılanıyor ve bu ‘destek’ saha içine yapılan müdahaleyi beraberinde getiriyor. Ancak her takım kendi kaynağını yaratmak için emek verirse hak eden istediği konuma gelebilecektir. Aslında gördüğümüz üzere her şey zincirin bir diğer halkası. Bu kurulu düzende az da olsa fayda ortamı oluştuğunda ise bir sabah ansızın görüyorsunuz ki sistem yine değişiyor...


İletişim teknolojilerinin git gide ilerlediği dönemde artık dünyanın her ligine rahatlıkla ulaşmak mümkünken  dünya liglerindeki futbol kalitesini ve mücadeleyi görüp arkasından Türkiye’de bir maçı seyrettiğimizde ağzımızda kalan tat ne yazık ki çok yavan oluyor. Tamamen prodüksiyon olmasına rağmen TV 8’de yayımlanan salon turnuvasının insanlarda yarattığı heyecan gözle görülür ölçüde fakat bu oturmuş bir futbol kültürümüz olduğu anlamına gelmiyor ne yazık ki. Türkiye’de seyirci potansiyeli her zaman vardı ancak hiçbir zaman doğru kullanılamadı. Umarım yeni yılda her şey rayına oturur ve futbol davalardan izole bir biçimde yalnızca sahadaki mücadelesi ile konuşulur. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.